Osman Adil Demircioğlu 'ndan Resim Analizi
Kullanıcı Adı: Şifre:


.: Kanal Turk :.

21 Mayıs 2018 Pazartesi


Ana Sayfa / Ayin Konusu / Osman Adil Demircioğlu 'ndan Resim Analizi
Etiketler:

Osman Adil Demircioğlu 'ndan Resim Analizi Osman Adil Demircioğlu 'ndan Resim Analizi

Ressam Selahattin Kara

2014-01-09, 22:18:29 yorum


SELAHATTİN KARA (1958, Rize, Çayeli)

 
 
1976 yılında, Üniversite sınavında Marmara Üniversitesi Sosyal Bilgiler Bölümü’nü kazandı fakat burada okumaktan vazgeçti ve aynı yıl, aynı üniversitenin Resim Öğretmenliği Bölümü’ne girdi. 1979 yılında lisans eğitimini tamamladı. Edirne’nin Meriç ilçesi Meriç Lisesi’ne resim öğretmeni olarak atandı. Sanat çalışmaları ile öğretmenlik görevini bir arada yürütemeyince 1984 yılında istifa etti. Bu tarihten itibaren İstanbul’da çalışmaya başladığı atölyesinde, bütün zamanını ve enerjisini sanatsal üretimine ayırdı. Pek çok proje ve sayıları 200’ü aşan karma sergide çalışmaları yer aldı. Sanatçı, halen İstanbul’da yaşamakta ve çalışmalarına devam etmektedir.    

Kişisel Sergilerinden;
1989 Pago Sanat Galerisi – İstanbul.
1991 Dadyodost Sanat Galerisi – İstanbul.
1992 Devlet Güzel Sanatlar Galerisi – Antalya / İş Bankası Sanat Galerisi – Antalya.
1993 Bilim Sanat Galerisi – İstanbul / 3. İstanbul Sanat Fuarı – İstanbul.
1994 İngiliz Kültür Derneği Sanat Galerisi – Ankara / 4. İstanbul Sanat Fuarı – İstanbul.
1996 Başak Sanat Galerisi – İzmir.
1997 Coşku Sanat Galerisi – İzmir.
1998 Gülmine Sanat Galerisi – İstanbul.
1998 Görüntü Sanat Galerisi – Ankara.
1998 Asmalımescit Sanat Galerisi – İstanbul.
1999 9. İstanbul Sanat Fuarı.
2000 Asmalımescit Sanat Galerisi – İstanbul.
2001 Doku Sanat Galerisi – İstanbul.
2001 Valör Sanat Galerisi – Ankara.
2001 Kaş Sanat Galerisi – İstanbul.
2002 Doku Sanat Galerisi – İstanbul.
2002 Koleksiyon Sanat Galerisi, Çırağan Sarayı – İstanbul.
2003 Doku Sanat Galerisi – İstanbul.
2003 Valör Sanat Galerisi – Ankara.
2003 13. TÜYAP Sanat Fuarı – İstanbul.
2004 Cream Art Gallery – İstanbul.
2007 Modern Art Galeri – İstanbul.
2007 Bali Sanat Galerisi – İstanbul.
2008 Modern Art Galeri – İstanbul.
2008 Mart Koleksiyon – Ankara.
2008 Bali Sanat Galerisi – İstanbul.
2009 19. TÜYAP Sanat Fuarı – İstanbul.
2011 İstanbul Antik Sanat – İstanbul.
2013 Dolmabahçe Sanat Galerisi – İstanbul.

 



FIRÇANIN BOYANIN İZİNDE; SELAHATTİN KARA

Erkan DOĞANAY


Renoir izlenimciler için; “Bir konuyu renk için işlerler, konunun kendisi için değil, der. Renkleri istedikleri gibi değiştirir ve doğa karşısında duyduklarını vermeye çalışırlar.” Ona göre, bu sanatçıların bütün çabaları onları etkilemiş olan ilk izlenimi hiç bir zaman kaybetmemeleridir. Suyun üzerindeki yansımalar, ışığın hareketleri, dumanlı havalar ve arkasından belli belirsiz keşfedilmeyi bekleyen görüntüler, değişen ya da değişmiş gibi gözüken her şey onların ilgi alanındadır. Bir nesnenin, aydınlatma ya da doğal ışık koşulları değiştikçe nasıl bambaşka bir görünüm kazandığını kanıtlamak için, aynı görüntüyü günün çeşitli saatlerinde tuvallerine aktarırlar. Monet, “Rouen Katedrali”nin tam kırk kez resmini yapmıştı. İzlenimcilikle birlikte doğadaki görüntünün taklidi terk edilmiş, temsil ikinci plana atılmıştı. Böylelikle, sanatta modernizmin temellerini atan izlenimci ressamlar dünyayı görüldüğü gibi resmetmeyi bir yana bırakmışlardı.

Ressam Selahattin Kara’da dünyayı göründüğü gibi resmetmeyi terk edenlerdendir. 1958 yılında, Rize’nin Çayeli ilçesinde doğan Kara, henüz ilkokulda yapmaya başladığı harita çizimleriyle yeteneğinin keşfedilmesini sağlar. Artık okulun çizeridir o, sınıflara istenen haritalar, ders malzemesi olacak çizimler onun elinden çıkar. Evet, mutlaka her çocuk resim yapıyordur fakat Selahattin Kara için çocukça bir heves olmanın ötesinde onu olağanüstü heyecanlandıran bir iştir. Lise yıllarında, okula yeni atanan idealist bir resim öğretmeninin yönlendirmesiyle açıkhava da resim yapmanın yöntemlerini öğrenir. Kara, için artık resim dersleri deniz kıyısında ışığın su yüzeyinde ki değişimlerini izlemek ve kağıtlara aktarmakla geçer. Günün her saati başkadır, her gün ayrı görsel deneyimler yaşar. Öğretmenin verdiği izlenimci ressamların kataloglarındaki çalışmaları inceler, röprodüksiyonlarını yapar. Bu kataloglardan biri de Hikmet Onat’a aittir. Onun "Paşabahçe’den" adlı resmini birebir aktarmaya uğraşır. O yıllarda henüz akımın adını bile bilmediği modern sanat çağını başlatan empresyonistlerin Türkiye’deki temsilcilerinin resimleri ile algılamaya çalışır bu sıradışı aktarım biçimini.    

Üniversite sınavında Marmara Üniversitesi Sosyal Bilgiler Bölümü’nü kazanmıştır, kaydını yaptırır fakat aynı kampüsde hemen yanıbaşındaki resim bölümünü farkeder. Tam da o günlerde yetenek sınavları vardır, başvurusunu yapar ve kazanır. Ailesinin bütün ısrarına rağmen diğer bölümü bırakır ve resim bölümüne kaydolur. 1978 yılı, sanatın pek konuşulmadığı, hemen herşeye siyasetin egemen olduğu yıllardır. İşte böylesi bir dönemde, Selahattin Kara, Marmara Atatürk Eğitim Fakültesi Resim Bölümü'nde öğrencidir, sanatçı olma hayali ve heyecanıyla yaşar. okuldaki öğretmenlerin yanısıra , onun hocaları kataloglar, sergi gezileri, müzelerde geçirilen vakitler olur. 
Beyoğlu’nda bir sergi gezisinde, lisedeyken yapmış olduğu Hikmet Onat röprodüksiyonunun orjinali ile karşılaşır. Sarsılır. O kadar başarılı bir aktarım yapmıştır ki, sergide ki resmin kendi resmi olduğu yanılsamasını bile yaşar.


Selahattin Kara'yı resim dışında heyecanlandıran başka bir şey daha vardır; İstanbul. Bu olağanüstü güzellikteki tarihi kent, sokakları, boğazı, mimarisi ile onu da kendisine hayran bırakmıştır. Her gün ayrı semtleri incelemekle geçirir vakitlerini. Onat'ların, Çallı'ların, Ziya'ların resimlerindeki mekanlara gider, boğazın iki yanına, Göksu Deresi'ne, tepelerine, ahşap eski evlerine, taş döşeli eski sokaklarına, eski yaşamlarına... Doğal olanın izindedir Kara... Tıpkı Ahmet Hamdi Tanpınar'ın “İstanbul’u tanımadıkça kendimizi bulamayız,” Sözündeki gibi arar, kendisini bulmaya çalışır.

Ele aldığı konu doğa ya da bir kent olunca doğal olarak izlenimlerinden yola çıkar ama artık her sonuç incelediği öncülerinden oldukça farklılık gösterir. Çünkü her sanatçı kendi çalışmasında duygu ve öznel izlenimlerini aktarmıştır, meydana getirilen çalışmalar o işi üretenin kişiliğinden kimliğinden de izler taşır. Her sanatçının ayrı tuşeleri, görüntüyü aktarma biçimleri, Kara'yı da her ne kadar kalabalık üyesi bulunan bir akıma dahil etse de, bu tavrın doğadaki unsurlarını ve bu unsurların içinde oluşturduğu izlenimleri, duygusal izleri yansıtması gerektiği yönünde bir çaba sarf etmesini zorunlu hale getirir. Artık doğayı objektif bir gerçeklik olarak değil, kendinde yarattığı izlenimi aktarması açısından inceler.
 

Günümüz sanat algısının karşısında o ısrarla şimdiden klasikleşmiş bir geleneğin yaşayan en önemli öncüsü olarak bu tavrını devam ettirir. Ne yaptığının, limitinin oldukça farkında olarak fırçanın, boyanın izinden gider; ortaya çıkan sonuç birikmiş yıllar ve uzun uğraşlar sonucunda ortaya çıkmış, her bir çalışması kendi deneyselliğini kendi içinde tamamlamış bir son olarak dikilir sanat bilgisi ile bakacak olana. Sanatçı, tuvalinde farkındalıklı ya da farkındalıksız oluşturduğu katmanlar üzerine inşa eder kompozisyonlarını. Sanatçının tuvallerinde mavi artık o bildik mavi değildir, gün her saatinde değişen, bazen yeşile bazen mor tonlara yaklaşan kıvamı ile ona özgü bir scalanın tuşeleridir. Renk tercihleri, yüzeye sürülüşü ve kontrastların birbirleri ile ilişkisi her çalışmada sanatçıyı ayrıcalıklı kılar. Nereye neyi ve nasıl koymasını profesyonel bir incelikle çözümlemek elbette oldukça uzun yıllara yayılan bir tecrübenin sonucudur.     

Selahattin Kara, palet kullanmaz. Onun paleti sırasını bekleyen boş tuvalleridir. Atölyesinde ki malzemeler sanatçı için işbirliği yaparak, bu ritüelde kendi sıralarını beklerler. Her bir tuval bir sonrakinin alt yapısını hazırlar. Tuval palet üzerine renkler sıralanır, birbirine karılır, iyice harmanlanır ve çalışılan kompozisyon bir önceki palet tuvalin kurumuş lekeleri üzerine aktarılmaya çalışılır. Palet olarak kullanılan tuval de bir sonraki resmin alt yapısını, zeminini oluşturmak için görevini yerine getirir. Oldukça da deneysel bir iştir bu, atölyeyi laboratuara dönüştüren bir uygulama, bazen palet tuvalde oluşan lekeler bir sonraki resmin konusunu da belirleyebilir. Lekeler... Lekeler... Lekeler.. Birbiri ardına atılan katmanlar bir araya gelerek tıpkı bir puzzle gibi parçalardan bütünü oluşturur.
    
Sanatçının, yıllar önce bir sanat fuarında karşılaştığım “Taksim Meydanı”nın farklı zaman ve iklimlerde ki varyasyonları bugün hala bütün canlılığı ile pek çok kimsenin belleğinde asılı durmaktadır. Sanatçı içinde yaşadığı şehri ve o şehrin bütün dönemlerinin içinde oluşturduğu izlenimleri, duygusal izleri yansıtır. Bu izler bazen agresiftir, bazen trajik, bazen duygusal, bazen de karamsar ve izleyici ister istemez bu izlerin peşinden sürüklenir. Sanatçı, bu sergisini de, bu şehirdeki yaşamının her döneminde kendisini etkilemiş olan kompozisyonlar üzerinden oluşturur. Bütün jestleri ve duruşları ile resmedilmiş figürlü İstanbul peyzajları; plan, perspektif ya da farklı açılardan kusursuzca aktarılmış mimari görünümler, unutulmuş sokak ya da semtler üzerine kurgulamıştır. İlk karşılaştığı İstanbul görüntüsünün peşinden sürüklenip, bir türlü ayrılamadığı günümüze dek sürmüştür bu tutkusu. Her iki yakasını karış karış gezmiş olduğu boğazı defalarca resmetmiştir sanatçı; ya da herbiri ayrı ışık altında başka muhitleri başka görünümleri, her birinde ayrı bir mevsim ve dönem yaşanırken her resim Selahattin Kara’nın farkına vardırır. Tarihle yaşamı içiçe aktarır, mimari ile figürlerin sosyal konumlarını buluşturur. Tuvallerinin ebatları büyüdüğünden artık resim yapmaya değil fotoğraf çekmeye, eskiz yapmaya ya da ilk göz ağrısı bu kentle sohbet etmeye çıkar boğazın iyice kalabalıklaşan sırtlarına. Her şey gibi İstanbul'da değişmektedir, yüksek katlı yapılar, yeşilin hızla azaldığı tepeler, tarihin kaybolduğu yeni mimari anlayış bu kentin çok yakın dönem görüntülerini sunar Kara'nın resimlerinde. 1999 yılında çalıştığı Taksim Meydanı’da artık eskisi gibi değildir, Eminönü Camii ve önünde uzayan geniş meydan, Eyüp ya da Üsküdar eskisi gibi midir?...

KANALTURK.COM

REKLAMLAR...

Mayıs Ayı Anketi

Sizce Cumhurbaşkanı ilk turda seçilir mi?
Evet
Hayır


Untitled Document
 


2018 Ayın


YeniOkul

 
YeniOkul

5. ve 6. Sınıf Kayıtlarımız Devam Ediyor

Ashoka Uluslararası Fark Yaratan Okullar Programı
Şişli’de Kentin Merkezinde Saklı Bir Doğa
Keşfe Açık Bir Bahçede Organik Beslenme
Çocuğun Yaratıcılığına Disiplinlerüstü Bir Bakış

 
 
YeniOkul İlkokul ve Ortaokulu

Eğitimde Fark Yaratıyoruz

 
 


Untitled Document

;
 


 

Havacılık Anadolu Lisesi Üzerine Röportaj




Osman Adil Demircioğlu



Untitled Document
Untitled Document